STK Çalışmaları

SİVİL TOPLUM KURUŞLARINDAKİ ÇALIŞMALAR

Çalışma yaşamım boyunca çok sayıda dernek, vakıf ve meslek kuruluşunda kurucu üyelik, yönetim kurulu üyeliği, başkanlık, genel sekreterlik, denetçilik görevlerinde bulundum. Bunların başlıcaları şunlardı:

  1. Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı (SSYV)
  2. Hacettepe Halk Sağlığı Vakfı (HHV)
  3. Türk Tabipleri Birliği (TTB)
  4. Halk Sağlığı Kurumu Derneği – Türkiye (HASAK)
  5. Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER)
  6. Mediterranean Medical Society (Akdeniz Tıp Birliği- Girit)
  7. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Mezunları Derneği
  8. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesini Kalkındırma Derneği
  9. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Elemanları Derneği
  10. Hacettepe Eğitim, Araştırma ve Hizmet Vakfı

SAĞLIK ve SOSYAL YARDIM VAKFI (SSYV)  

(Ayrıntılı bilgi için bkz.:  ssyv.org.tr)

   

Ülkemizde sağlık alanında hizmet veren gönüllü kuruluşlar arasında hem parasal gücü hem de hizmete katkısı açısından en önde gelenlerden birisi Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı’dır. Bu vakfın kurulduğu 1983 yılında da yukarıda sağlık evleri, sağlık ocakları ve birçok hastane onarım bekliyordu. Tıbbi araç gerecin yenilenmesi gerekiyordu. Sağlık meslek liselerindeki öğrencilere eğitim yılı başında verilen kitaplar yıl sonunda geri alınıp bir sonraki öğrenciler için saklanıyordu. O yıllarda başlayan zorunlu hizmet uygulamalarından önce uyum kurslarına getirtilecek hekimler için ödenek bulunmuyordu. Benzin ödeneğinin yetersizliği nedeniyle gezici hizmetler yapılamıyordu. Sağlık kuruluşlarında kırılan camlar yenilenemiyor, telefon giderleri karşılanamıyor, temizlik malzemeleri sürekli olarak sağlanamıyordu. Ödenek bulunamadığı için Adana ilinde önceden bağlantısı yapılmış olan lojmanlar alınamamıştı. O yıl içinde hizmetlerin sosyalleştirildiği 20 ilde sağlık ocağı ve evlerinin yapımı için ödenek sağlanamamıştı. Bütün bunların yanı sıra, bürokratik nedenlerle ve bütçe fasılları arasındaki aktarmaların güçlüğü nedeniyle 1982 yılının bütçesinde altı milyar lira harcanamamış ve Maliye Bakanlığı’na iade edilmek zorunda kalınmıştı.

Bu sorunları çözmek amacıyla sağlık kuruluşlarında kurulan irili ufaklı dernekler yeterince gelişememişti. Bu çabalarda dağınıklık, eşitsizlik ve yetersizlik söz konusuydu. İşte, Sağlık Bakanlığı’nın hizmetlerini desteklemek ve geliştirmek üzere bir vakıf kurma düşüncesi Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü olduğum dönemde bu ortam içinde doğdu.

Vakıf senedi 21 Eylül 1983 günü Resmî Gazetede yayınlandı. SSYV kuruluşundan sonra ülke düzeyinde kurulmuş 211 şubeye kadar erişti; Gelirleri ile Türkiye’nin her yanında sayısız kuruluşlar yapıldı ve onarıldı, araç-gereç, aşı, serum, ilaç gibi tıbbi malzeme sağlandı, personel takviyesi gerçekleştirildi, bilimsel toplantılara destek verildi; Şirketler ve işletmeler kurdu; Zengin yörelerden toplanan bağışlar daha yoksul bölgelere aktarılarak sağlık hizmetlerinin gelişmesine aracı olundu. Vakfın Sağlık Bakanlığı’na sağladığı ek kaynakların toplamı 300 milyon ABD Dolarına yaklaştı.

Bir kaynak suyu, bir enjektör fabrikası ve bir tıp merkezi çalıştırdı. Bütün bu şirket ve işletmelerin yönetimlerinde görev aldım. Vakıf çalışmalarım sırasında pek çok olumlu ve olumsuz olaylara tanık oldum. Vakfı siyasal emellerine alet etmek isteyenlerle, çıkarları peşinde koşanlarla, kişisel duyguları yüzünden çalıştığı kurumu hırpalayanlarla karşılaştım. Bunun yanısıra özveri ile çalışan, tatil günlerini bile gönüllü çalışmalara ayıran, Vakıf çalışmalarında yer alabilmek için uykusuz yolculuklara katlanan gerçek vakıfçılarla, mallarını gözünü kırpmadan bağışlayan hayırseverlerle karşılaştım. Bu kişilere “teşekkür ediyorum” demek onların çalışmaları için yetersiz kalacaktır.    

Sağlık ve Sosyal Yardım Vakfı’nın kuruluşunda emeği geçmiş bir kişi olarak belirtmeliyim ki, bu vakfın kuruluşunda iki vakıftan esinlenilmiştir. Bunlardan biri Millî Eğitim Bakanlığı Vakfı, diğeri Hacettepe Vakıflarıdır. Özellikle Hacettepe Vakıfları, kurduğu şirketlerle bir vakfın nasıl güçlenebileceği ve bir vakıfın nasıl başarıya erişeceği konularında eşsiz bir örnektir. Bu nedenle, Hacettepe vakıflarını kurarak, vakıfların “üçüncü sektör” olarak ülkenin sosyal ve ekonomik kalkınmasına ne denli katkılarda bulunabileceğini kanıtlayan hocamız Prof. Dr. İhsan Doğramacı’yı da anmak gerekir.

HACETTEPE HALK SAĞLIĞI VAKFI (HHV)

1990’lı yılların başlarında Anabilim Dalımızda araştırma projelerinin daha bağımsız olarak yürütülebilmesi ve kaynak sağlanması için bir vakıf kurulması fikri gelişti. Bu konudaki deneyimim nedeniyle bu fikrin yaşama geçirilmesinde katkılarım oldu, Vakfın senedini hazırladım ve 1992 yılında o dönemdeki öğretim üyelerinin kuruculuğunda Hacettepe Halk Sağlığı Vakfı (HHV) kuruldu. Vakfın asıl geliri, öğretim üyeleri tarafından yapılan araştırmalardan ve eğitim çalışmalarından sağlanan gelirler idi. Yani, öğretim üyeleri kendi paylarına düşen paraları Vakfa bağışlıyorlardı. İşte, halk sağlıkçı olmanın erdemi buradadır: İşini cebinden çok sevmek.  

HHV, Hacettepe Halk Sağlığı Anabilim Dalının ve Enstitüsünün bütün çalışmalarını destekledi. Sekreter, teknik eleman, müstahdem, şoför gibi personel çalıştırdı; İki adet aracı eğitim hizmetlerine sundu, Anabilim Dalının kırtasiye, bilgisayar, fotokopi ve büro malzemesi gibi gereksinmeleri yanısıra yapılan araştırmaları, bilimsel toplantıları ve elemanların bilimsel çalışmalarını destekledi. Kısacası, HHV olmasaydı, Hacettepe Halk Sağlığı Anabilim Dalının çalışmaları önemli ölçüde aksardı. Vakfın bu hizmetlerinde canla başla çalışan, Vakfı kendi işi gibi gören değerli hocam Dr. Sevinç Oral’ı rahmetle anarım.  Yine rahmetle andığım değerli hocam Prof. Dr. Azmi Arı tarafından başlatılan Toplum Hekimliği Bülteni giderek gelişti ve Hacettepe Halk Sağlığı Vakfının bir yayın organına dönüştü. Vakfın gelişmesinde Prof. Dr. Münevver Bertan, Prof. Dr. Levent Akın gibi hocalarımızın da büyük emekleri oldu.

 

 

TÜRK TABİPLERİ BİRLİĞİ (TTB)

(Ayrıntılı bilgi için bkz.: ttb.org.tr)

Hocam Nusret Fişek Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı olduktan sonra bana Yüksek Onur Kurulu üyeliği teklifinde bulundu. Seçimler sonunda 1986 yılında bu onurlu göreve seçildim ve 1990 yılına kadar bu görevde kaldım. Bu Kuruldaki çalışmalar hakkında bilgi vermek etik bir davranış olmaz. Ancak, şu kadarını belirtmek isterim ki, bu dönemdeki deneyimlerim ile Yüksek Sağlık Şûrası üyesi olarak çalıştığım dönemdeki çalışmalarımı birleştirdiğimde, hekim hataları ve meslek kusurları konularında pek az kişinin sahip olabileceği deneyime sahip olduğumu görüyorum.

TTB’deki işlerimden birisi de “TTB Halk Sağlığı Kolu”nun kurucu başkanlığıdır. 1988 yılında kurulan Kol çok yararlı işler başardı, bilimsel toplantılar düzenledi, yayınlar yaptı ve ülkemizin sağlık politikasına katkı sağlamaya çalıştı. Bu çalışmalarda bana destek veren Dr. Feride Aksu – Tanık, Dr. Onur Hamzaoğlu ve Dr. Derman Boztok başta olmak üzere birlikte çalıştığım arkadaşlarıma şükranlarımı sunarım. Bu Kolun başlattığı işlerden birisi de her yıl Hocamızın ölüm yıldönümü olan 3 Kasım günü verilen Nusret Fişek Ödülleri olmuştur. Bu ödülün fikir babası olarak, ödülün kurumsallaşması ve değerli bir ödül haline gelebilmesi için çaba gösterdim. Ancak, sonraki dönemlerde bu ödülün verilmesi ile ilgili bazı eleştirileri duymak benim için üzüntü kaynağı olmuştur.

TTB Halk Sağlığı Kolu başkanı olduğum dönemde bana göre çok gerekli ve olumlu bir konuya imza attım. Dr. Annand başkanlığında Hindistan, Tayland ve Malezya’yı kapsayan bir “gezici seminer” yapmıştık. Bu deneyimden yola çıkarak “halk sağlığı gezici seminerleri”ni yapma fikrini geliştirdik ve 1988 yılında bir otobüs dolusu araştırma görevlisi ile ilk gezici semineri yaptık. Ekip başı ve danışman bendim. Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, Erzurum ve Erzincan illerini kapsayan bu gezi Sivas’ta yapılmakta olan Halk Sağlığı Kongresinde sona erdi. Gezi sırasında il sağlık müdürlüklerini, sağlık ocaklarını, hastaneleri, laboratuvarları ziyaret ettik, yöneticilerle hararetli tartışmalar yaptık. Samsun’da çimento fabrikasını, Artvin’de bakır madenlerini gördük. Otobüsle yol alırken gördüğümüz yerleri, saptadığımız sorunları ve izlenimlerimizi tartıştık. Bu gezi, hem bilgi-görgü açısından hem de gruptakilerin kaynaşması açısından son derece verimli oldu. Hoş anılarla geziyi tamamladık. Gezici seminerlerin, TTB tarafından bir gelenek halinde sürdürülüyor olması benim için bir gurur kaynağıdır.

 

HALK SAĞLIĞI KURUMU DERNEĞİ (HASAK)

 

TTB, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu adındaki derneğin (HASAK) kurulmasında da rehberlik yapmıştır. TTB Başkanı olduğu dönemde sevgili Dr. Füsun Sayek’in girişimleri ve Kanada Halk Sağlığı Kurumunun desteğiyle kurulan bu derneğin hem kurucuları arasında yer aldım hem de 1994-1995 yıllarında başkanlığını yürüttüm. Bu Dernek tarafından 2009 yılında İstanbul’da yapılan 12. Dünya Halk Sağlığı Kongresinin de başkanlığını yaptım.

 

HALK SAĞLIĞI UZMANLARI DERNEĞİ (HASUDER)

(Ayrıntılı bilgi için Bkz.:  hasuder.org.tr)

 

Onur duyduğum bir görevim de Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) kurucuları arasında yer akmam ve 1998-2001 yılları arasında başkanlığını yapmamdır. Başkanlığım dönemimde yapılan en kayda değer iş, halk sağlığı uzmanlarının iş tanımlarının ve görev analizlerinin yapılması oldu. Bu çalışma Türkçe ve İngilizce olarak yayınlandı. Kanımca, bu çalışma yalnızca ülkemizde değil, Dünyada bir uzmanlık dalı ile ilgili yapılmış en ayrıntılı meslek tanımıdır. Bu eser, halk sağlığı uzmanlığının ne olduğu ve önemi hakkında da önemli bir kaynak olmuştur. Bu kaynak, özellikle 2010 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ve benim de içinde yer aldığım Tababet Uzmanlık Kurulu (TUK) tarafından düzenlenen uzmanlık dallarının yapılandırılması çalışmalarında başlıca belge olarak kullanıldı. Söz konusu tanım Dernek tarafından daha da geliştirilerek …… yılında yeniden yayımlandı.

Başkanlık yaptığım dönemdeki bir diğer önemli iş Turkish Journal of Public Health-TJPH dergisinin yayına başlaması oldu. Bu konudaki katkıları için Prof. Dr. Şanda Çalı’ya teşekkür borçluyuz.

HASUDER, benim aktif olarak görev yaptığım yıllarda henüz emekleme son dönemindeydi. Giderek hızla gelişti ve günümüzde son derece başarılı işlere imza atar oldu. Bu gelişmelerde çok sayıdaki halk sağlıkçının emeği oldu.