SAKINCALI ATASÖZLERİ
Atasözlerimizde
kadın,
şiddet,
doğumları teşvik,
kadercilik
sosyal yaşam
ATASÖZÜ NEDİR?
Halk içinde halkın gözlemleri deney ve tecrübeleri sonucu çıkan öğüt verici söz. Kim tarafından nerede ve ne zaman söylendiği bilinmemekle beraber genelde toplumdaki ortak değerlerin anlatımıdır. Her toplumun kendine özgü atasözleri vardır.
Türk atasözlerinin tarihi de en eski yazılı kaynaklarda da rastlanır. Orhun yazıtlarında “Yufka olanın delinmesi kolay imiş, ince olanı kırmak kolay”.”Yufka kalın olsa delinmesi zor imiş, ince yoğun olsa kırmak zor imiş.” Uygur kaynaklarında bazı atasözleri yanında Kaşgarlı Mahmut’un Divanû Lügat i-t Türk’ün de geçen “Kanı kanla yumazlar” veya “Gözden ırak olan gönüldende ırak olur” atasözleri günümüze kadar gelmiş atasözleridir.
Atasözlerinin pek çoğu Türkçe’nin yayıldığı geniş alanlar da çok küçük bazı değişiklikler de olsa halen yaşamaktadır. Örnek Anadolu’da söylenen “Aç tavuk düşünde arpa görür” atasözü Azerbaycan’da “Aç tovug yuhusunda darı görer” şeklinde söylenirken “El ile gelen düğün bayram” atasözü Türkmen görer” şeklinde “İl bilen gelen toy bayram” biçiminde söylenir.
Dede Korkut hikayeleri anlatılırken “Ana hakkı Tanrı hakkı”, “Alet işler el öğünür”, “Baş esen olsa börk bulunmaz mı olur” gibi atasözlerine de yer verilmiştir.
Atasözleri toplumun tarih ve coğrafya içinde geçirdiği değişik yaşama biçimlerinin etkisi görülür. Örneğin göçebe ve hayvancılığın yaşamını dile getiren “Göçtük yurdun kadri, konduk yurtta bilinir”,” gün var iken davarın eve getir” tarımı dile getiren örnek “Tarlayı düz al, kadını kız”, etkilerin görüldüğü atasözlerine örnek “Ay gör oruç tut, ay gör bayram eyle” , “Eve gerekli olan mescide haramdır” , ”Davacın kadı olursa yardımcın Allah olsun”.
Atasözleri halkın yaşama şartlarını deneyimlerini, insanların davranışlarının ne yönde olması gerektiği yönünde insanları yönlendirmekte bu özellikleri ile toplumun ortak değerlerini yansıtmaktadır.
Atasözlerinin bir kısmı doğa ve doğa olayları ile gözlemleri doğrudan doğruya dile getirmektedir. Önek “Mart ayı, dert ayı” , “sabahın kızıllığı akşamı kış eder, akşamın kızıllığı sabahı güz eder”
Bir kısım atasözü ise somuttan soyuta, özelden genele, toplum olaylarına ahlak kuraklarına vurgu yapar. “Kurt dumanlı havayı sever”, “Isıracak it dişini göstermez”,” sakla samanı gelir zamanı” gibi.
Atasözleri aynı zamanda insanlara erdemli olmayı da öğütler.”Aman diyene kılıç kalkmaz”, “Misafir kısmetiyle gelir”.
Kimi atasözlerinde ters yargılar uygulanması yanında bir de doğru olmayacak atasözlerine de rastlanır. Örnek “Avrattan vefa, zehirden şifa”, “Kadını sırdaş eden, tellal aramaz” gibi.
Atasözlerinde mecaz “Damlaya damlaya göl olur”, cinas “Bol bol yiyen, bel bel bakar”, İstiare “Ağaç yaş iken eğilir”, İstiare “Güvenme varlığa, düşersin darlığa”, tenasüp “Sel gider, kum kalır” gibi söz sanatlarına başvurularak çekicilik sağlanmıştır.
nu
Kadının erkeğin malı olduğunu hiçbir söz hakkının olmadığını, görevinin çocuk doğurup kocasının isteklerine boyun eğmek olduğu söyleyen, erkek egemen bir toplumdaki kültürel anlayışı ve kadının statüsünün ne kadar düşük olduğunu gösteren çok sayıda Türk atasözü vardır. Kültüründe böyle atasözleri olan bir toplumda kadına değer verildiği, annelerin Cennetten çıktıkları, anaların baş tacı edildiği gibi sözler hiç te inandırıcı olamaz. Atasözlerimizde şiddeti, dövmeyi, vurmayı, öldürmeyi de hoş gören ifadelere sıklıkla rastlanır.
Aşağıda, Türk atasözleri arasında kadının toplumdaki statüsünü aşağılayan, erken evlenmeleri ve aşırı doğurganlığı teşvik eden, şiddeti hoş gören, kaderciliği kabullenen atasözlerimize örnekler verilmiştir.
Yapılması gereken bu ata sözlerini yaşamımızdan çıkartmak için çaba göstermek olmalıdır.
ATASÖZÜ
| YORUMU ve SAKINCASI |
Nikâhta keramet vardır. | Çocuk yaştaki kızları istemedikleri evlenmelere ikna çabası. Erken ve mutsuz evlilikleri teşvik. |
On beşindeki kız ya erde gerek ya yerde. | Kız onbeş yaşına geldiğinde evlenmelidir. Bu yaştaki bir kız hala evlenememiş ise en aşağı düzeyde (yerde) demektir. Erken evlenmeyi teşvik. Çocuk gelinler. |
. Erken kalkan yol alır, er evlenen döl alır . Erkeğin göbeklisi kadının bebeklisi makbuldür. | Erken yaşta evlenmeleri, bir an önce çocuk doğurmayı ve çok çocukluluğu teşvik etmektedir. |
Sabahtan karnını doyuran, küçükken evlenen aldanmamış | Erken evlenmeyi teşvik. Çocuk gelinler. Küçükken deyimi çocukluk dönemi (15 yaş altı) algısına yol açıyor. |
Kadın erkeğin şeytanıdır. | Kadın kötüdür, şeytanlık peşindedir. Erkek bu şeytana karşı tetikte olmalıdır. Kadın cinayetlerinin gerekçesi. |
Kadın kocasının çarığı, anasının sarığıdır. | Kadın erkeğe bağımlıdır. Onun ayaklarının altındadır. Kadın anasının yanında gördüğü şefkati kocasından beklememelidir. |
Kadın malı, kapı mandalı. | Erkek istediğinde kadını boşayabilir, onu kapının dışına atabilir. |
Avradın kazdığı kuyudan su çıkmaz. | Kadın beceriksizdir, yeteneksizdir; ona umut bağlanmamalıdır. Ne varsa erkekte var. |
. Avrat lazım kalçalı, oğlan doğursun aslan pençeli. . Oğlan olsun deli olsun, ekmek olsun kuru olsun
| Cinsiyet ayrımcılığının sembol ifadesi. Erkeğin akılsızı bile kızdan (kadından) daha iyidir. |
Kadının şamdanı altın olsa mumu dikecek erkektir. | Erkek her şeyin hakimidir. Son noktayı erkek koyar. |
Kadının fendi erkeği yendi. | Kadın entrikacıdır. |
Çocuk seversen beşikte, koca seversen döşekte | Kadının görevi analık ve erkeği mutlu etmektir. |
Dumansız baca, kahırsız koca olmaz | Yumuşak başlı, eşine hoş davranan bir koca yoktur. Bütün kadınların kaderi budur. Kadın erkeğin kötü davranışlarına katlanmalıdır, sesini çıkarmamalıdır. |
Kızı gönlüne bırakırsan ya davulcuya varır ya da zurnacıya | Kadının değersizliğini, güvenilmezliğini ifade etmektedir. Gönül denilen şey (sevgi, aşk) anlamsız bir şeydir. Asıl olan babanın seçtiği erkekle evlenmektir. Kızın rızasının alınmasına gerek yoktur. |
Kendinden küçükten kız al, kendinden büyüğe kız ver. | Çocuk gelinlere yönlendirme. Erkek kadından büyük olmalıdır ki sözünü geçirebilsin. |
Önceki çarığı, sonraki sarığı. | Karından memnun değilsen ya da yaşlandıysa ikincisini al denilerek çok eşlilik özendirilmektedir. İlk eş değerini yitirmiştir; ikinci eş baş tacı edilecektir. |
Bal arıdan, kavga karıdan olur. | Hep kadın suçludur. |
Kadının cihadı, eşi ile güzel geçinmesidir. | Kadın erkek için vardır, görevi ona boyun eğmek ve onu mutlu etmektir. |
İşin eve, avradın ere, paranın da ele yakını makbuldür. | Kadının erkeğe bağımlı olması gerektiğini anlatmaktadır. Erkeğine karşı çıkan, onunla arasına mesafe koyan kadın (eş) makbul değildir. |
Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin. | Bütün atasözlerimiz arasında belki de en uygun olmayanı budur. Aşırı doğurganlığı, kadına şiddeti ve erkeklerin baskıcı davranışlarını yakışıksız bir şekilde teşvik eder. |
Az çok deme evinde unun bulunsun, yaş kuru deme evinde odunun bulunsun, kara kuru deme evinde karın bulunsun. | Kadın erkeğin malıdır. Çirkin bile olsa, evde bulunsun, işine yarar, tıpkı odun gibi. |
Avradın öğüdü avrada geçer. | Kadın ancak kadınlara hitap eder, erkek onun dengi değildir. |
Bekârın parasını it yer, yakasını bit. | Bekarlığı kötüleyip, evlenmeyi özendirme. |
Irz insanın kanı pahasıdır | Kadının ırzı (kadınlığı) en önemli varlığıdır. Onu korumak erkeğin sorumluluğudur ve bu sorumluluğunu kanı pahasına yerine getirmelidir. Bu atasözü namus cinayetlerini teşvik etmektedir. |
Avradı er zapt etmez, ar zapt eder | Kadınlar erkeğin namusudur. Erkek karısının namusunun bekçisidir. Eğer, erkek kadının namusunu kollamazsa, kadın her an kötü yola düşmeye eğilimlidir. |
Evlenmeyi teşvik. Yoksulum diye evlenmek için tereddüt etme. Merak etme, evlendikten sonra Allah sana yardım edecektir. | |
Evin reisi erkektir. Kadın ona göre davranmalıdır. | |
Doğuran avrat Azrail’i yenmiş | Kadının bebekleri ölse de yılmadan doğurmaya devam ederse, Azrail’in alamayacaklarını da dünyaya getirir. |
Kız kocaya, oğlan hocaya | Kızların eğitimlerine gerek yoktur, bir an önce evlendirilmelidir. Erkekler okula gönderilebilir. Cinsiyet ayrımcılığının teşvik eden bir ifade. |
Ocağın yakışığı odun, evin yakışığı kadın | Kadının yeri evidir. Kadından söz eden atasözlerinde odun sözcüğünün de bulunması ilginç bir yakıştırmadır. |
Tarlayı düz al, kadını kız al | Kadın evlendiğinde bakire olmalıdır. Namus cinayetlerini hoşgören bir atasözü. |
Baldız baldan tatlıdır | Aile içi zinayı özendiren yakışıksız, kaba, cinsel içerikli söz. |
. Veren Allah rızkını da verir; Çocuk rızkıyla doğar . Allah kulunu kısmetiyle yaratır | Aşırı doğurganlığı teşvik eden sözler. Çocuk sahibi olmanın yalnızca doğurmak olduğunu öngören, onun eğitimini, bakımını, yaşama hazırlanmasını dışlayan ilkel bir ifade. |
Hocanın vurduğu yerde gül biter
| Öğretmen gerekli görürse çocuğu döver. Attığı dayağa, gücenmek şöyle dursun, nimet gözüyle bakılır ve dayağın yaptığı kızartı, vücutta açılmış gül diye nitelenir. Şiddet bir terbiye yöntemidir. |
Söz büyüğün, sus küçüğün | Çocuklar soru sormamalı, sessiz olmalı, büyüklerine itaat etmelidir. Yaşamı merak etmeyen, pısırık, silik kuşaklar yetiştirilmesinin dayanağı bu sözde saklıdır. Böyle bir toplumda bilim, gelişme, kalkınma olamaz. |
Öfke baldan tatlıdır
| İnsan sinirlendiği zaman bağırır çağırır, rahatlar. Agresif davranmalar yararlı olabilir. Şiddeti hoş gören bir ifadedir. |
Kabahat öldürende değil, ölendedir | Öldürmenin kabul edilebilen gerekçeleri vardır. Ölen, ölümü hak etmiştir. Namus cinayetleri, kader kurbanları kavramlarının arkasındaki anlayış budur. |
Ağalık vermeyle yiğitlik vurmayla olur. | Yiğitlik gibi yüce bir kavramı şiddetle eşleştiren sakıncalı bir anlayış. |
Nasihat ile uslanmayanın hakkı kötektir | Sözle yola gelmeyen dövülebilir. Şiddet bir terbiye yöntemidir. Dayak yiyen bunu hak etmiştir. Dövenin bir kusuru yoktur. |
Dayak cennetten çıkmıştır
| Şiddetin Tanrı katında bile hoş görüldüğünü, Cennette bile dayak atılabileceği gibi son derece yanlış bir ifade. |
Rakip ölsün de ne yüzden ölürse ölsün. | Ayrımcılığı, haksız rekabeti ve şiddeti teşvik eden ifade. Ölmek deyişi “saf dışı bırakmak” yerine kullanılmış olsa gerek. Ama, ölümü, öldürmeyi, rakipleri yok etmeyi özendiren bir atasözü olmamalı. Ticaret barışını, siyaset barışını, sosyal barışı zedeleyen bir sözdür. |
Kızını dövmeyen, dizini döver | Kızlar babalarının sözünden çıkmamalıdır. Çıkarlarsa dövülerek yola getirilmelidir. |
Kan kus, kızılcık şerbeti içtim de. | Özellikle aile içindeki şiddeti açıklama, sesini çıkarma, karşı çıkma, kabullen anlamındadır. |
Akacak kan damarda durmaz | Şiddet, darp, yaralama, öldürme gibi eylemlerin kaçınılmayacak şekilde kaderden kaynaklandığını ifade eder. Şiddete teşvik açısından sakıncalıdır. |
Kardeş kardeşi hem bıçaklar hem kucaklar | Aile içi geçimsizlikler şiddet düzeyinde olsa bile, kardeşlerin birbirlerini affetmeleri gerektiğini anlatır. Bir atasözünde “bıçaklamak” ifadesinin yer alması, başlı başına bir olumsuzluktur. |
. İnsanoğlu çiğ süt emmiş . İnsan insanın şeytanıdır | İnsanlara güvenilmemelidir. Her türlü kötülüğü yapabilirler. Sürekli tetikte olmalıdır. |
Eti senin kemiği benim | Bir usta ya da hoca eğitmekte olduğu çırağı dövebilir, etini morartabilir, darp edebilir, ama bu dövme kemiğini kıracak kadar olmamalıdır. (Babanın çocuğunu çırak olarak verdiği ustaya söylediği söz, dayak atmasına izin verme.) |
Akarsu pislik (yosun) tutmaz | Akarsu pisliği olduğu yerde tutmaz ama taşır. Bu terim akarsuların temiz olduğu ve içilebileceği algısını yaratmaktadır ki sakıncalıdır. |
Kaza (bela) geliyorum demez | Özellikle iş, trafik ve ev kazalarının tama yakını önlenebilir. Yeter ki, kazaların nedenleri ve alınacak önlemler bilinsin. Yani, kaza geliyorum der, önemli olan kazalardan korunmaktır. Bu söz, kaza yapanın kendisini masum göstermesinin ya da kaza geçirenleri teselli etmenin bir yoludur. |
Can boğazdan gelir | İlk bakışta masum bir söz gibi görülmekle birlikte oburluğa ve şişmanlığa yol açabilecek sakıncalı bir sözdür. Çok yemek sakıncalıdır. |
Atın ölümü arpadan olsun | Bir şeye (madde, içki, kumar vb) bağımlı olanların bu tutkularından kurtulmaya çabalamak yerine, iradesizliklerini gösteren bir ifadedir. |
Kanaat gibi devlet olmaz | Yoksulların durumlarını kabullenmelerini, az ile yetinmelerini öğütleyen bir yaklaşımdır. İnsanların neden yoksul olduklarını sorgulamamalarını, durumlarını kabullenmelerini, sessiz kalmalarını isteyen sosyal gruplarca söylenir. |
. Devletin malı deniz, yemeyen domuz . Buldun bir koyun ye de doyun | İstismarın, hırsızlığın, zimmetin, rüşvetin, namussuzluğun, başkalarının hakkını çalmanın hoş görülmesi gerektiği, böyle davranmayanların domuz gibi aşağılık olduğu şeklinde algılanan bir sözdür. Kuşkusuz, bu atasözü bunun tersini önermektedir, fakat ifade biçimi yanlıştır. |
Kâr eden ar etmez. | Zenginlerin yolsuzluk yaparak zengin olduklarını anlatan bir ifadedir. Para kazananları töhmet altında bırakan bir yaklaşımdır. Para kazanmasın asıl amaç olduğunu, bu uğurda arsızlık yapılabileceğini söyler. |
. Her şey Allahtan . Kader utansın . Kısmetinde ne varsa kaşığında o çıkar . Olacakla öleceğe çare yoktur | Olanlardan insanlar sorumlu değildir. Her şey alınyazısına bağlıdır. Böylesine bir kadercilik anlayışının baskın olduğu teslimiyetçi toplumlar gelişemez. |
. Allah sevdiğine dert verir . Tevekkelin (tevekküllünün) gemisi batmaz (eşeğini kurt yemez). | Kadercilik anlayışının bir başka biçimde ifadesidir. Hastalıklar, sıkıntılar, yoksulluk gibi dertler Allah’tandır. Her derdi O planlar. Aslında Allah sizi sevmektedir. İnsanlar yaşamlarında sınanmaktadırlar. Siz de sınanmaktasınız. Durumunuzdan şikayetçi olmayın, bu bir sınavdır, kanaat edin. İnancınızı kaybetmeyin. Böyle olursanız geminiz batmaz, hayvanlarınızı kurtlar yemez, O sizi korur. |
Verip pişman olmaktansa, vermeyip düşman olmak yeğdir · | Sosyal dayanışmayı, yardımlaşmayı, destek çıkmayı engelleyici sakıncalı bir ifadedir. Hele, bu tutumu düşman kazanmak pahasına bile olsa savunmak kabul edilemez. |
Mal malamatı örter | Zenginlerin kusurları vardır, fakat parayla her şeyi çözebilirler. Yoksullar ise bundan yoksundur. Toplumsal adalet duygusunu zedeleyen bir ifadedir. |
. Sev beni, seveyim seni . Sev seni seveni hak ile yeksan ise, sevme seni sevmeyeni Mısır’a sultan ise | Bencilliği savunan bir ifadedir. Sevgiden yoksun, insanları sevmeyi değil, kendi menfaatini gözetmeyi, ancak kendisine yararlı olacak kişilere hoş davranmasını öğütleyen sözlerdir. Söylenmesi gereken bunun tam tersi olmalıdır. |
Bükemediğin eli öp, başına koy | Biat kültürünün ifadesidir. Haklı bile olsan, karşındakiyle başa çıkamıyorsan pes et, karşındakine biat et. |
Erenlerin sağı, solu belli olmaz | Toplumda dengesiz, kişilik bozukluğu olan, fevri hareket eden kişiler vardır. Bu kişiler oldukları gibi kabul edilmelidir, huylarını değiştirmeye çabalamak boşunadır. |
Söz gümüşse sükût altındır | Pasif, sessiz, itiraz etmeyen, boyun eğen bir toplum olmayı öngören bir sözdür. Bazı koşullarda geçerli olsa da yaygın olarak benimsendiğinde sakıncalar ortaya çıkar. |
Merak insanı mezara sokar | Bilim merakla başlar. Merak insanın doğasında vardır. İlerlemelerin, buluşların, gelişmenin temeli merak etmektir. Merak etmeyi bilmeyen çocuklar öğrenemez, böyle toplumlar gelişemez. Çevrede olan her şeyi ve olayı merak etmek, soruşturmak, sorgulamak, nedenini öğrenmek, bu olayları topluma duyurmak, olaylar hakkında konuşmak, tartışmak asıl olması gerekendir. Deneyimden yararlanmak budur. |
Fakirlik fikirsizliktir fakirin aklı olsa, fakir olmazdı. | Yoksulluğu aşağılayan yakışıksız bir söz. Bu söz yoksullukla bilgisizliği, akılsızlığı eş tutan bir ifadedir. |
Gelen ağam, giden paşam | Sadece hayatta kalmaya odaklı, kişiliksiz, silik, bencil, amacı olmayan, kendisi için her türlü ahlaki kuralı çiğnemeye hazır bir anlayış. |