Prof. Dr. Zafer Öztek
Geçenlerde televizyonda Dünya ağır siklet bpks şampiyonası yayınlandı. Bu yayınlar çok iligi çekiyor. Binlerce kişiyi televizyonların başına topluyor. Maçlara gidebilmek için yüklü ücretler ödeniyor, bahisler oynanıyor. Boksörler de para kazanıyor. Dövseler de dövülseler de karşılığını alıyorlar. Bu işi para için yaptıkları kesin. Çünkü, profesyonel boksörler. Yani, para karşılığı birbirleri ile döğüşen insanlar. Bu işi amotörce yapanlar da var. Yani, dövmek ya da dövülmek için para istemiyorler. Gönüllü olarak dayak yiyorlar. Üstelik bunu yaparken spor yaptıklarını sanıyorlar.
Sanıyorlar, çünkü, aslında yaptıkları spor olamaz. Kişiler, sağlıklarını geliştirmek, daha uzun süre yaşayabilmek ve biraz da hoşlandıkları için spor yaparlar. Bedeni zorlayan, sağlığı riske atan sporlar, bu amaçlara tam olarak uymazlar. Örneğin, dağcılık bir spordur; Ancak, kişi kendini zorlar, dağcılığı spor yapma amacından çıkartıp daha yükseklere erişme hırsı biçimine dönüştürürse, bu iş spor olmaktan çıkar, doğa ile yarışa dönüşür.
Gerçek anlamda spor, bireysel bir iştir. Ancak, başkaları ile yarışmak, sporda güdülenmeyi (motivasyonu) sağladığından bazı spor dallarında yüzyıllardır yarışmalar düzenlenegelmiştir.
Bir de, gösteri sporları denilen bir grup spor türü vardır ki, bunlar o işi yapanlar için spor, seyredenler için zevktir. İşte bu tür sporlarda profesyonellik, yani, sporu bir meslek olarak yapmak da söz konusu olabilir.
İster bireysel yapılsın, isterse birden çok kişi birlikte ya da karşı karşıya yapsın, sporun temel amacı sporcunun sağlığını geliştirmektir. Müsabaka biçimindeki sporlarda da aynı amaç olmalıdır. Örneğin, kürek yarışı yapanlar, atletler, futbolcular, basketbolcular, golf oyuncuları, güreşçiler bu sporları kendi sağlıkları ve biraz da seyircileri için yaparlar. Yarışların amacı, diğer takımdan daha başarılı olmaktır. Bunların hiçbirinde temel amaç rakibine zarar vermek değildir. Çünkü, spor yapmanın mantığı buna aykırıdır.
Ama, boks ve benzeri bazı spor dallarının asıl amacı rakibi zedelemek, zarar vererek onu saf dışı bırakmaktır. Boksta hedef rakibi “knock-down” etmek, yani, beynini sarsarak, tıp dilinde “kommosyo serebri” denilen geçici bilinç kaybı olmasını sağlamak, halk deyimi ile rakibi bayıltmaktır.
M.Ö. 5000 yıllarından beri yapılmakta olan boksun bir spor mu, yoksa vahşice bir kavga mı olduğu tartışması yüzyıllardır devam etmektedir. Boksun bir spor olmadığı ve yasaklanması gerektiği görüşü, özellikle hekimler arasında yaygındır. Söz gelimi, 1960 yılında İngiliz Hekimler Birliği boksu kanun dışı ilan ettirmek üzere bir öneri dahi vermiştir.
Bir çok spor türünde bazı tehlikeler vardır. Yüzücüler boğulabilir, futbolcularda kas-iskelet sistemi zedelenmeleri olabilir, güreşçilerin eklemleri çıkabilir, atletlerde yumuşak doku zedelenmeleri olabilir. Ama, bu tür sporlarda yaralanmalar ya da kötü sonuçlar birer KAZAdır. Bunların hiçbirinde yaralanmalar bilerek ve amaçlı biçimde yapılmaz. Eğer, rakibe yapılan harekette bir kasıt varsa, sporcuya ceza verilir.
Boksta ise amaç rakibine zarar vermek, yumruklamak, yüz, karın, böbrek bölgeleri gibi en duyarlı yerlerine darbeler indirerek onu fiziksel olarak hırpalamak, eğer mimkünse bayıltmaktır. Bunlar sonucunda boksörlerde retina dekolmanı gibi körlüklerle sonuçlanan göz travmaları, yüz ve parmak kemiklerinde kırıklar, karaciğer ve dalak yırtılmaları, kafa içinde kanamalar, kulak travmaları ve işitme kayıpları, geçici ve kalıcı hafıza kayıpları, demans, parkinson gibi çok ciddi patolojiler ortaya çıkmaktadır. En önemli nokta, bu sonuçların birer kaza değil, AMAÇLI olmasıdır.
Boks, onu yapan için bir spor değil, kendi bedeninin kıymetini bilmemektir. Eğer, sonuçlarını bilerek boks yapıyorlarsa, bir tür yavaş intihar yolu; sonuçlarını tahmin edemiyorlarsa, yalnızca cahillik olarak nitelendirilebilir.
Seyirciler açısından ise, horoz döğüşünü seyretmek ne kadar insanca bir zevk ise, boks maçlarını izlemek de o kadar zevkli ve insancadır.
Bazıları, boksun amatörce yapılmasını, maçların kısa sürmesini olumlu bir yaklaşım sanırlar. Araştırmalar, kafa içi patolojilerinin ve beyindeki elektriksel bozuklukların (EEG bozukluklarının) amatörlerde ve acemi boksörlerde daha yaygın olduğunu göstermiştir. Boksörler, dışarıdan sağlıklı gibi görülebilirler. Ancak, hiçbir boksör tıbbi muayeneler sonucında “tam sağlıklıdır” raporu alamaz. Boksun sağlığa olan zararları önceleri belirtisiz olabilir; ortaya çıktığında iş işten geçmiştir. Muhammed Ali parkinsonunu iyileştirmek için cerrahi müdahale dahil her yolu denemiş, fakat, iyileşememiştir.
Boks, amacı rakibine fiziksel olarak zarar vermek olan, spor yaptığını sasan boksörlerin sağlığını ciddi biçimde bozan bir tehlikedir. Boksun her türlüsüne karşı çıkılması bir insanlık görevidir.