Zafer Öztek
Sağlık hizmetleri ile ilgili yatırımlar bazı planlama ve ekonomik uzmanlarıca “nüfus yatırımları” (Demografik yatırımlar) olarak kabul edilir. Yani, bu yatırımlara yapılan harcamalar, kısa sürede geri dönmez; nüfus fazla olduğu için bu alanda yatırım yapılmaktadır; eğer nüfus daha az olsaydı, bu yatırımlara gerek olmayabilirdi.
Bu nedenlerle, özellikle kaynakları sınırlı olan gelişmekte olan ülkelerde ekonomik gelişmeyi planlayanlar, sağlık hizmetleriyle ilgili yatırımlara mümkün olduğu kadar az kaynak ayırmak eğilimindedirler; kaynakların çoğunu üretici olanlara ayırırlar.
Bu görüşlerini savunurken “sağlık duzeyinin ekonomik kalkınmışlıkla yakından ilgili olduğunu” söylerler. Onlara göre, bir toplum, ekonomik olarak kalkınırsa, o toplumun sağlık düzeyi de buna paralel olarak gelişir. Bu nedenle ülkeler, bütün güçlerini ekonomik kalkınmaya harcamalıdırlar.
Oysa, ekonomik kalkınmayla sağlık düzeyi orasında çift yönlü bir ilişki vardır. Yani, kalkınmışlık, toplunun sağlık duzeyinin yükselmesine yol açacağı gibi, sağlıklı bir toplum da kalkınmaya olumlu etki yapar.
Disraeli’nin dediği gibi, ‘bir ülkenin ekonomisinin sağlıklı oluşu, önce balkının sağlıklı olusuna bağlıdır’.
Yeterli kaynak ayırmayarak insan sağlığına gereken önemi vermeyen ekonomistler, yaşamın temel anlamını ve kalkınmanın gerçek amacını gözden kaçırmaktadırlar, O da şudur; Dünyada her şey insan içindir. Üretim de, kalkınma da insanların daha mutlu yaşamalarını sağlamak içindir. Eğer bunlar, insanı daha rahat, daha mutlu yaşatmayacak olsa, ne üretime ne de kalkınmaya gerek olmazdı.
Mutluluk sağlık demektir. Eğer, çevremizde bulunan ve ürettiğimiz her şey insan için ise, hiçbir şey insandan ve onun sağlığından daha önemli olamaz. Gerçekten de sağlık olmadan bunların hiçbirinin bir anlamı kalmaz. Bazı şeylerden vazgeçebilirler ama, sağlıktan asla geçilemez. O nedenle. sağlığa ve sağlık hizmetlerine gereken önemi vermemek, yaşamın temel anlamına terstir,
Öte yandan, sağlık düzeyinin yükselmesi için ekonomik kalkınmışlık, tek faktör değildir. Örneğin, Sri Lanka oldukça yoksul bir ülke olduğu halde, sağlık düzeyi bakımından kendisinden daha zengin ülkelerden iyi durumdadır. Bu nedenle, doğrudan sağlığa yönelik yatırımlar ve harcamalar gereklidir. Bu cümleden olarak, sağlık sektörüne, devlet bütçesinden ayrılan payın da arttırılması gerekir.
Sağlık hizmetlerindeki altyapı (araç-gereç, bina, insangücü) sorunlarının altında yatan nedenlerden birisi de, yatırım planlarında ve kaynak dağıtımında, sağlık hizmetlerine gereken önem ve önceliğin verilmeyişidir.
Ancak, ekonomik yetersizliklerin ciddi boyutlarda olmasına karşın silahlanmaya, doğayı tahrip eden yatırımlara ve insan sağlığını daha da bozacak girişimlere ağırlık verilen günümüzde, sağlık hizmetlerinin geri plana atılacağı endişesini taşıyorum. Sağlık hizmetlerinin, bütün hükümetlerin en temel görevi olduğunun daima göz önünde tutulması gerekir. Çünkü, mülkün (devletin) temeli yalnızca adalet değildir. Sağlık da mülkün temelidir.